(İZMİR) - İzmir Barosu'nun 2026 Olağan Genel Kurulu'nun ilk günü tamamlandı. Genel Kurul'da, baro yönetiminin mali denetimine yönelik eleştiriler ve avukatların yaşadığı sorunlar gündeme gelirken, mevcut Başkan Sefa Yılmaz eleştirilere yanıt verdi. Başkanlık için yarışan Volkan Gültekin, Emre Öktem, Serhat Sökmen ve Tacettin Çolak da konuşmalarında mesleki sorunlara, yargı bağımsızlığına ve baronun geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.İzmir Barosu'nun 2026 Olağan Genel Kurulu'nun ilk günü Bayraklı Mustafa Kemal Atatürk Spor Salonu'nda gerçekleştirildi.
Genel Kurul'un ilk gününde, yoklamanın ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Ardından Genel Kurul Başkanlık Divanı seçimi gerçekleştirildi.Genel Kurul'un açılışında konuşan İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, savunma mesleğinin adalet sistemindeki önemine dikkat çekerek, İzmir Barosu'nun 118 yıllık geçmişi boyunca hukukun üstünlüğü ve insan hakları mücadelesinden vazgeçmediğini belirtti.
Yılmaz, şunları söyledi: "Savunma mesleğinin olmadığı yerde adalete erişimden bahsedemezsiniz. Savunma mesleğinin olmadığı yerde adil yargılanma hakkından bahsedemezsiniz. İzmir Barosu tarih boyunca her zaman savunma mesleğini önceleyen ama hiçbir zaman hukukun üstünlüğünden, insan haklarından ödün vermeyen bir anlayışı hayata geçirmek için her yönetim döneminde gerçekleştirmeye çalışmıştır.
Ben 118 yıllık İzmir Barosu tarihinin son 2 döneminin başkanı olma onurunu yaşadım.""ÜLKENİN 4
BİR YANI DEMİR PARMAKLIKLARLA ÇEVRİLMİŞ AÇIK
CEZAEVİ"Türkiye'deki hukuk sistemi ve yargı uygulamalarına yönelik eleştirilerde bulunan Yılmaz, özellikle 2010 ve 2017 yıllarındaki anayasa değişikliklerinin ardından yaşanan gelişmelere değindi. İfade özgürlüğü, gözaltı ve tutuklamalara dikkat çeken Yılmaz, şöyle konuştu: "Çok zor bir dönemden geçiyoruz. Bu zor dönemin taşları neredeyse 20 yıl önce atıldı.
Ama özellikle 2010 ve 2017 Anayasa değişiklikleri bu taşları bizleri üzerinde yürüyemeyeceği hale getirdi. Parlamenter sistemden tek adam rejimine geçildikten sonra yaşanan hukuksuzlukların, adaletsizliklerin, yolsuzlukların ne yazık ki gündelik hayatın içinde sıradan olaylar olduğu şeklinde bir yaşam biçimi yaratılmaya başlandılar.
O kadar zor koşullarda yaşıyoruz ki artık neredeyse bu ülkede nefes almak bile zor. Bu ülke artık dört bir yanı demir parmaklıklarla çevrilmiş açık cezaevi. Silivri'de, Çorlu'da, Kırıklar'da, Menemen'de, Şakran'da, Edirne'de, Afyon'da, Eskişehir'de ya da farklı cezaevlerinde olmanızla şu an burada olmamız arasında pek bir fark yok.
Neden biliyor musunuz? Burada söyleyeceğiniz bir söz, bir sosyal medyada paylaşılır, o sözün sebebiyle sabah, sabaha karşı şafak operasyonlarıyla gözaltına alınırsınız, 4 gün gözaltında tutulursunuz, savcılık sizi tutuklanma istemiyle sevk eder ve tutuklanırsınız. Neden tutuklandığınızı dahi bilmezsiniz.
Size suçunuzu anlatmazlar. İddianamesiz bir yıl hazırlanmaz, aylarca beklersiniz. Bu hukuksuzlukların temelinde tek adam rejiminin varlığı çok açık bir biçimde biliyoruz.
Faşizm konuşma yasağı değil, söyletme mecburiyetidir. Bakın, 'Her şeyi söyleyebilirsiniz' diyorlar bize. Oysa söyledikleri tek şey şu: 'Bizim cümlelerimizi kuracaksınız.
Bizim sözlerimizi söyleyeceksiniz. Bizim yaşam tarzımız gibi yaşayacaksınız. Kendi cümlelerinizi kurmayacaksınız.
Kendi sözlerinizi söylemeyeceksiniz. Kadın cinayetlerine ses çıkarmayacaksınız' diyorlar bize. 'Biz doğamızı, havamızı, suyunuzu, toprağımızı zehirleyeceğiz ama sesinizi çıkarmayacaksınız' diyorlar.
'Çocuk istismarlarını görmezden geleceksiniz' diyorlar. 'Sizin gibi düşünmeyen, sizin gibi yaşamayan, sizin gibi hissetmeyen herkes düşman ceza hukukuyla cezalandırılır hale geldi. Bundan en çok etkilenenler de avukatlar.""AVUKATLAR
ŞİDDETİN HER TÜRLÜSÜNÜ
YAŞIYOR"Avukatların karşı karşıya kaldığı sorunlara da değinen Yılmaz, meslektaşlarının fiziksel, sözel, ekonomik ve hukuksal şiddete maruz kaldığını ifade etti. Savunma faaliyetleri nedeniyle tutuklu bulunan avukatlara dikkat çeken Yılmaz, İzmir Barosu'nun hak ihlalleri karşısında sesini yükseltmeye devam edeceğini vurgulayarak, şunları kaydetti: "Avukatlar şiddetin her türlüsünü yaşıyor.
Sözel, fiziksel şiddeti yaşıyoruz. Ekonomik şiddeti en derin yaşayan mesleğiz. Ama bunun yanında hukuksal bir şiddet de yaşıyoruz.
Sadece müvekkillerini savundukları için, sadece ezilenden yana tavır koydukları için bugün cezaevinde olan meslektaşlarımız var. Sanatçılar, emekçiler, iş insanları, sendikacılar, öğretmenler, madenciler var. İşte onların yanında duran avukatlar yine cezaevlerinde, onlarla birlikte siyasi tutsak olarak orada yaşamak zorunda bırakıldılar.
Bugün ülkemizde maden cinayetlerine 'bu işin fıtratında bu var' diyen zihniyet var. Bugün ülkemizde depreme 'kader' diyen bir zihniyet var. Şimdi böyle bir anlayışla mücadele ederken bir taraftan meslektaşlarımızın, stajyerlerimizin, savunma mesleğinin, baroların sorunlarını çözmeye çalışan bir anlayışı hayata geçirmeye çalışıyoruz.
O kadar zor ki. Ama imkansız değil. Kesinlikle imkansız değil.
İzmir Barosu, bulunduğu her ortamda, gerek organlarımızla ilgili gerek stajyer meslektaşlarımızla ilgili gerek ülke sorunlarıyla ilgili gerek baroların kendi sorunlarıyla ilgili her alanda sözünü söyledi, bundan sonra da söylemeye devam edecek. En yetkili ağızlara, en yetkili insanlara karşı bu sözlerimizi söyledik ve bu sözleri söylemekten asla vazgeçmedik. Bundan sonra da vazgeçmeyeceğiz."BARO
YÖNETİMİNE MALİ DENETİM
ELEŞTİRİSİYılmaz'ın açılış konuşmasının ardından baro üyesi avukatlar söz aldı. Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu üyesi avukat Ali Barış Ercan, baro yönetiminin mali denetim konusunda ihmali olduğunu öne sürerek "Ne yazık ki 1 milyon 936 bin liranın buhar olduğunu öğrendik. Hiçbirinizi itham altında bırakmak istemiyorum.
Ancak denetleyemediğinizi, yönetemediğinizi dün yaptığınız açıklamada zaten bu zafiyeti kabul etmişsiniz. Bu paralar yatırıldığında neden anlayamadınız? Günlük, haftalık, aylık mutabakat almak çok mu zor?
Sayın Sayman, bu hesaplarla ilgili tüm yetkiyi muhasebe müdürüne mi verdi? Kendisinde hiçbir yetki yok mu? Saymanımızın bu konudaki ihmali ile ilgili herhangi bir savunması alındı mı?
Denetleme Kurulu üçer aylık denetleme raporları hazırlamış. Esasında Denetleme Kuruluna da itibar etmemişsiniz, kendi bildiğinizi okumuşsunuz.Bir hukukçu olarak soruyorum, ihmal var mı, yok mu? ya çok mu zordu bunu bizlerle paylaşmak?
Niye bunu yapmadınız? Niye bizlerden gizlediniz? Bu mizana neden imza attınız?
Bu özel denetçiyle yaptığınız raporda okudum. 3 milyon 134 bin 411 liralık bir total bütçe var her iki kasada. Bunun 2 milyon 321 bin lirası normal baronun kasası.
Bunun çalınan kısmı ne kadar? 1 milyon 936 bin lira. Zaten kalmış 400 bin lira.
Onu da mı anlamadınız? Bağımsız denetçiye verdiğiniz hesaplar eksik. Niye bütün hesapları vermediniz?
Tilki hala içeride bence. Şubat 2025 ayında bir personelinize dört kere maaş ödemişsiniz. Sizin bundan haberiniz var mı?" ifadelerini kullandı. Ercan, konuşmasının sonunda elindeki kağıtları yırtarak attı.YILMAZ:
AVUKATLARIN PARASINI BİZ KİMSEYE YEDİRMEYİZ45
yakın avukat söz alarak mevcut baro yönetiminin lehinde ve aleyhinde değerlendirmelerde bulundu. Üye avukatların konuşmalarının ardından eleştirlere yanıt veren İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, baro yönetimi olarak her zaman avukatların yanında olduklarını arkasında ya da önünde olmadıklarını söyledi. Yılmaz, avukat Ali Barış Ercan'ın mali denetime yönelik eleştirilerine yanıt vererek, Ercan'ın konuşmasının sonunda elindeki kağıtları yırtıp atmasının Genel Kurul'a saygısızlık olduğunu söyledi.
Mali denetimde eksiklikler yaşandığını kabul eden Yılmaz, geçmiş yönetimler döneminde de yaşandığını ve bunların kendi dönemlerinde ortaya çıkarıldığını ifade etti. Yılmaz, şunları kaydetti: "Doğru, bazı yanlışlar, eksikler var. 'Sütten çıkmış ak kaşık kadar her şeyi tam yaptık' demedim.
Yapamadığımız şeyler de oldu ama size bir şey hatırlatacağım. 2018'de Özkan Yücel yönetime geldiğinde avans iadelerinin yapılmadığı, gizlendiği ortaya çıktı. O iki muhasebe elemanını biz barodan attık.
Peki, siz o zaman neden denetlemediniz? 2016 yılında işe aldığınız bu elemanı biz 2025 yılı Ocak ayında iktisadi işletmede ön muhasebeye verdik. 2025 yılı Kasım'ında da aldık.
Orada yapılan usulsüzlükleri benim bilmem, saymanın bilmesi ya da Denetim Kurulu'nun bunu anlaması mümkün değildi. Çünkü bağımsız denetçi bana şunu söyledi: 'Bu yapılan şeytanın aklına gelmez.' Hırsızı yakaladık. Tespitin ertesi günü iş akdini İş Kanunu'nun 25/2-e maddesi gereğince sonlandırdık.
Pazartesi günü gittik, suç duyurusunda bulunduk. Avukatların parasını biz kimseye yedirmeyiz. Bundan emin olun.
Şimdi dört maaş hikayesi... Dört maaş diye bir şey yok. Bunları yani nereden buluyorsunuz, nereden söylüyorsunuz, anlamak mümkün değil ama isimlendirdiğiniz o arkadaşa avanslar verildi, zam farkları verildi ve maaşı verildi.
Toplu iş sözleşmesi gereğince ödenmesi gerekenler ödendi. Bu konuyu kısaca daha fazla uzatmak istemiyorum çünkü zaten soruşturma devam ediyor. İlgili şahıs 100 bin TL'sini getirdi, ödedi, iade etti. Daha da alınacak, merak etmeyin."BAŞKAN
ADAYLARI GENEL KURULDA
KONUŞTUİzmir Barosu Genel Kurulu, başkan adayları; İzmir Avukat Hareketi'nin adayı Volkan Gültekin, Çağdaş Avukatlar Grubu'nun adayı Emre Öktem, Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu'nun adayı Serhat Sökmen ve bağımsız aday Tacettin Çolak konuşmalarıyla devam etti.GÜLTEKİN: AVUKATLIK YAPAMIYORUZİzmir Avukat Hareketi'nin adayı Volkan Gültekin, şunları kaydetti: "Mevcut siyasi iklimde sadece baro yönetiminde yer almak değil, bizatihi avukatlık mesleğini icra etmek, ateşten gömlek giymekle eşdeğer hale gelmiştir.
Şu an giydiğimiz cübbe, sadece avukatlık yapıyor olmanız nedeniyle dahi bir ateşten gömleğe dönüşmüştür. Bunu da her gün yaşamaktayız. Avukatlar ve barolar susarsa ne olur?
Ben seçime hazırlanırken stajyerliğimden de beri tüm genel kurullarda bir seçim grubunda stajyer avukatların sorunları bölümünü yazarak, sonra CMK müdafilerinin sorunları bölümünü yazarak, avukatların sorunları bölümüne yine yer vererek çok değindim ve dönüp program yazma aşamasına döndüğümde 25 yıllık pratikte tüm programları önüme döktüm.
Değişik değişik grupların geldiğimiz yer o kadar acı ki neler talep etmişiz, ne duruma düşmüşüz, ne kadar geri bir yerdeyiz. Mevziyi her gün kaybediyoruz. Taleplerin 25 yılda geldiği yeri görmenizi dilerdim.
Onun için şu anda meslek sorunlarını savunuyoruz diye bizi eleştiren arkadaşlar, bunu da savunmadığımız an bu mevzi düşmek üzeredir. Avukatlık yapamıyoruz. Farkında mısınız?
Avukatlık yapamıyoruz. Şimdi iki grup, bir de bağımsız başkan adayımız var, Taceddin Bey. Çalışmalarına baktım.
Sadece bizim bir politika belgemiz var. Tek tek, konu konu çalışmışız. Bunların hepsi istediğiniz kelimelerle dile getirilmemiş olabilir.
Bunun satışı istediğiniz şekilde olmamış olabilir ama siyaset yapmak tam da böyle bir şeydir. Biz siyaset yapıyoruz. Daha da çok siyaset yapacağız.
Siyaset biraz da böyle yapılır. Sizin kavramlarınızı kullanmıyor diye, başka bir hukuk felsefesiyle daha özgürlükçü cümleler kuruyor diye, alışmış olduğunuz kavramları duymayınca anlamamanızı anlamıyoruz. Artık yeni şeyler söylemek vaktidir. Mevzi kaybediyoruz."ÖKTEM:
GEÇİT YOK, İZMİR BAROSU
VARÇağdaş Avukatlar Grubu'nun adayı Emre Öktem ise şunları kaydetti: "50 yıldır ayakta kalan mücadele geleneğimizin yeni bir halkası olmak için İzmir Barosu Başkanlığı'na adayım. Otoriter tek adam rejimi, toplumun her kesimini hedef alırken Cumhuriyet'in kazanımlarını, hukuku ve savunmayı korumak için adayım. 'Geçit yok, İzmir Barosu var' demek için adayım.
Bu sorumluluğun bir bedeli olduğunu biliyorum. O bedeli ödeme günü geldiğinde bir adım bile geri atmamak üzere yetki istiyorum. Seçim hukukunun tartışmaya açıldığı, yargının siyasallaştığı bir dönemde baro yönetimine talip olmak açık bir tutum ve büyük bir cesaret gerektirir.
Popülizme sığınarak, her rüzgara göre yön değiştirerek, uzlaşmayı ilkesizlik haline getirerek bu sorumluluk taşınmaz, taşınamaz. Seçim zamanı stantlar kurulur, broşürler dağıtılır, sunumlar yapılır. Herkes meslektaşlara kendisini anlatmaya çalışır elbette.
Ama genel kurulun değerlendireceği, seçim dönemindeki görünürlükten çok, yıllar boyunca alınan tutum, yerine getirilen ve getirilmeyen sözler ve davranışlardır. İş bedel ödemeye geldiğinde susulacaksa, kurumlara saygı kisvesi altında baskıya boyun eğilecekse söylenen o büyük sözlerin hiçbir anlamı kalmaz. Çünkü savunmanın bağımsızlığı en çok da baskı karşısında gösterilen kararlılıkla korunur."ÇOLAK:
BARO BUNLARA ÖNLEM ALMAK
DURUMUNDABağımsız aday avukat Tacettin Çolak ise şu ifadeleri kullandı: "Artık Türkiye'de bırakalım polis ya da kolluktaki yaşadığımız sorunları mahkemelerde de yaşıyoruz. Daha perşembe günü ben kendim bizzat yaşadım. Belki de Baro'ya ulaştı.
Hakkımda Baro'ya disiplin soruşturması açılması için İzmir 23. Mahkemesi tutanak tuttu. Türkiye'de şu anda TCK 299 yargılamalarında ne savunmanın sözü ne sanığın savunması hiçbir şekilde dinlenmiyor.
Polis fezlekesi iddianameye, iddianame mütalaaya, mütalaa gerekçeli karara dönüşüyor. Bizim savunmamızda, 'Bu bir siyasi davadır. Mütalaanın iddianameden hiçbir farkı yoktur' dediğimiz anda adamlar yüzümüze püskürüyorlar.
Kürsülerde artık o 70 kişiden birileri dolaşıyor. İzmir'de de bunlardan bir tanesi var. Baro bunlara önlem almak durumunda.
TCK 299 aslında mülga olmuş bir maddedir. Yani artık Anayasa'nın 90. maddesini falan geçiyoruz.
Bununla ilgili verilmiş, onlarca AİHM kararı var. Bunu hangi baro, hangi barolar birliği sahipleniyor? Bunun üstüne gitmiyor. Bir sessizlik içerisinde devam ediyor maalesef."SÖKMEN:
BARO İDEOLOJİK ŞOV SAHASI
DEĞİLCumhuriyetçi Avukatlar Grubu Başkan Adayı Serhat Sökmen ise şunları kaydetti: "Baro ideolojik şov sahası değil; adliyede, karakolda, tapuda, haciz mahallinde ve sahada ezilen avukatın arkasında çelik gibi durma yeridir. Meslektaşın itibarını, hakkını ve ekmeğini koruma yeridir! Ne yazık ki baromuz, marjinal grupların söylemlerine teslim edilmiş; meslektaşlarımızın sorunları görmezden gelindiği için baro ile meslektaş arasındaki bağ kopmuş, irtibat tamamen kesilmiştir.
Soruyorum sizlere: İzmir Barosu marjinal grupların slogan alanı mıdır, yoksa 14 bini aşkın avukatın bağımsız ve tarafsız evi midir? Biz buraya baromuzu, siyasi grupların konferans verme yeri değil yeniden avukatın evi yapmaya, kaybettiğimiz o saygınlığı, gücü ve meslektaş irtibatını İzmir Barosu'na tekrar kazandırmaya geldik."AVUKATLAR
SANDIK BAŞINA GİDECEK14
bin 670 avukatın kayıtlı olduğu İzmir Barosu'nda seçimler, yarın saat 09.00 ile 17.00 arasında gerçekleştirilecek. Seçimlerde baro başkanının yanı sıra 10 asil ve 10 yedek yönetim kurulu üyesi, 3 asil ve 3 yedek denetleme kurulu üyesi, 5 asil ve 3 yedek disiplin kurulu üyesi ile TBB Genel Kurulu'nda İzmir Barosu'nu temsil edecek 5 asil ve 5 yedek delege belirlenecek.Oy verme işleminin tamamlanmasının ardından sandıklar açılarak oy sayımına geçilecek.
Seçim sonuçlarıyla İzmir Barosu'nun yeni dönem başkanı ve yönetim organları belli olacak.




